Ferim’e…

 

Kız onbir oniki yaşlarında ya var ya yoktu. Okulunu seven uyumlu bir öğrenciydi. Öğretmeneler ve okul müdürü de onu seviyordu, ne de olsa örnek bir öğrenciydi. Bu sene kız kardeşi de okula başlamıştı. Aralarında tam beş yaş vardı. O ilkokulu bitirdi, kardeşi başladı. Hayatları boyunca da bu böyle oldu. Biri bitirdi, diğeri başladı. Hiç aynı akranlarla oynayamadılar. Fakat yıllar geçtikçe sanki aralarındaki yaş farkı kapanıyordu.

Zil çaldı ve tenefüse çıktılar. Kız kardeşine bakmak için aynı okulun bahçesindeki ilkokula doğru yürüdü. Annesi öyle tembihlemişti: Arada kardeşini kontrol etmesi gerekiyordu. Küçük kız kardeşini bahçede ağlarken buldu. Bir anda panikledi ve o da ağlamaya başladı. Bir taraftandan da ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ve yaşamlarının geri kalanında da bu böyle oldu. Kardeşi ne zaman ağlasa o da ağlar ve paniklerdi. Bir taraftan ağlıyor, bir taraftan soruyordu.

İlkokulun müdürü birinci sınıfları okul başladıktan birkaç ay sonra başarıya göre ayırmıştı. Aslında her yıl olan bir şeydi bu. Küçük kız başarılı olduğu için  en iyi sınıfa verilmişti. Ama bir problem vardı. Aynı mahalleden akrabaların iki çocuğuyla beraber başlamıştı okula. Onlarla bebekliğinden beri oynardı. Birlikte okula alışmaları çok kolay olmuştu. Aynı sırada oturuyorlar, sabahları ve okul çıkışları birlikte gidip dönüyorlar, aralarda birlikte oynuyorlardı. Şimdi ise onlar diğer sınıfta kalmıştı. Küçük kız korkusundan ağlıyordu. Arkadaşlarından ayrılmak istemiyordu.

Kız çok sinirlendi. Nasıl olur da kardeşini bu şekilde ağlatabilirlerdi? Kim olursa olsun, okul müdürü bile, bunu yapamazdı. Üstelik anne ve babasının bu sınıf değişiminden haberleri yoktu. Onlara söylemeden nasıl ayırırlardı arkadaşlarından? Kardeşinin elini tuttu ve okulun dış kapısına doğru yürüdüler. Bir taraftan ağlıyorlar, bir taraftan yürüyorlardı. Kardeşine “Ağlama! İkimiz de bu okulu bırakıyoruz. Şimdi eve gideceğiz.”dedi. Okul müdürü onları gördü ve arkalarından seslendi. İkisini de çok severdi, hep övgüyle bahsederdi. Çocukları durdurdu ve ablayla konuşarak ikna etmeye çalıştı. Ama artık çok geçti, bir kere kardeşini ağlatmışları, artık onu dinleyemezdi. Kardeşinin elini daha sıkı tutttu ve hızlıca okulun bahçesinden çıkıp eve doğru koyuldular. Kız o an anladı ki bu hayatta affedemeyeceği tek şey buydu: Kardeşinin gözyaşları…

NOT: Seni her zaman koşulsuz bir sevgiyle seven ablan… Doğum günün kutlu olsun!

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.