Bir çocuksan…

Bu çizmeli abiler neden halıya basıyorlar? Ama annem çok kızar, ayakkabıları çamurlu. Annem bana hep temiz olmamı söyler, yemekten sonra ellerimi hiç bir yere değdirmeden lavaboya gitmem lazım. Annem çok üzülecek, halıları kirleniyor. Peki neden yüzleri kapalı. Ben biraz korkuyorum.

“Anne , anne…”

Annem neden benle konuşmuyor? Neden sürekli beni eteğinin arkasında tutuyor? Annem kızıyor sanki, durdurmaya çalışıyor ama dinlemiyorlar. Neden kitaplığımızdaki kitapları topluyorlar? Babam hep oku derdi bana, okumak kötü mü? Kitaplarımızı alırlarsa ne okuyacağım ki? Eğer kötü değilse neden kızıyor abiler bize? Ellerinde büyük büyük silahlar var, biz kötü bir şey yapmadık ki, sadece kitap okuduk. Kitap okudu diye çocuklar ölürler mi? Ya annemle babam ölürse… Ölünce nereye gideceğiz? Nenem öbür dünyaya dedi. Nasıl bir yer ki bu “öbür dünya”? Her şey varmış; istediğin kadar çikolata, şeker, oyuncak… Eğer günah işlemezsen hepsini alabilirmişsin. Biz kitap okuyarak günah mı işledik? Babam “ölünce çiçek olabilirsin” dedi “ya da bir böcek”. Ben böcek olmak istemiyorum ama çiçek olurum. Çiçekler çok güzel, rengarenk hem de güzel kokuyorlar. Üstelik kim bir çiçek görse gülümser, kimse üzülmez.  Annemin ortancaları var, ben onları suluyorum her gün öğleden sonra. Güneş tepeden gidince yap dedi annem. Susuz kalırsa ölürmüş ortancalar. Peki eğer ortanca da ölüyorsa, ben ne olacağım?

Abiler niye gitmiyor? Annem neden sürekli benim elimi sıkıyor?

“Canım yanıyor anne”

Ama beni duymuyor. Annem korkuyor mu? Annem korkmaz ki. Ben bazı geceler korkunç rüya görürüm, hemen koşarım annemin yanına. O da beni yatağına alır sarılır, orda uyurum. Annem hiç korkmaz, korkan benim. O zaman neden benim korkunç rüyalar gördüğüm zaman gibi oldu annemin yüzü? Sanırım ağlayacak…

Bu abiler gitsin artık bizi korkutuyorlar. Zaten gelmeden telefon da etmediler. Bu çok ayıp, ben öğrendim, birine misafirliğe gitmeden telefon edip “Müsait misiniz?” diye sormaları lazım. Sorsalardı hayır derdik. Bunlar iyi misafir değil, sevmedim ben. Hem çocukları da yok oyun oynamak için. Gelirken çikolata da almamışlar, üstelik kitaplarımızı alıyorlar!

Anne tamam ağlama gidecekler şimdi. Babamı nereye götürüyorlar? Yarın işe gidecek, saat geç oldu babamın uyuması lazım. O size yarın uğrar, şimdi uyuması lazım, bırakın babamı. Babam neden anneme “korkma bir iki saate gelirim” diyor. Korkacak ne var ki? Annem korkunç rüya mı gördü? Eğer gördüyse sarılsana baba, gitme… Tamam anne ben sarılırım sana, üzülme, babamın biraz işi çıkmış. Bak gittiler. Üzülme artık, halıları yıkarken ben sana yardım ederim. Söylemiştim size, bakın işte annem ağlıyor. Çok üzüldü çünkü halılarına çamurlu ayakkabılarınızla bastınız! Söz anne, yardım edeceğim, lütfen ağlama…

 

Dilek Doğan’a… Umarım bir çiçek olmuşsundur!

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.