Vize işlemleri

Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar.

Öncelikle belirtmek isterim ki yazıda bahsedeceğim tüm süreç bizim şahit olduklarımız. Yani bir başkası için bire bir aynı olacak diye bir kural olduğunu sanmıyorum. Kabaca size bilgi vermeye çalışacağız.

İş bulma yazımdan hatırlayacağınız üzere Gürkan’ın iş yeri ile anlaşma ve sözleşme tarihi Mart 2017. Sözleşmeler imzalandıktan sonra Türkiye’ye dönüp işlemelere başladık. Hem bizim için hem de şirket için avantaj olduğundan dolayı Blue Card’a başvuracaktık.

Nedir bu “Blue Card”?

  • Blue Card’a başvuruyu Avrupa Birliği vatandaşı olmayanlar yapabiliyor. Yaniiii bizz Türkiyeliler de dahil 🙂
  • Üniversite mezunu olmanız ve diplomanızın başvuracağınız ülkede (ki bizim için bu Almanya) tanınması gerekiyor.
  • Yıllık brüt gelirinizin (2017 için) en az €50.800 (aylık brüt 4.134 Euro) olması gerekiyor. Fakat istihdam etmek istedikleri bazı meslekler için daha az geliriniz de olsa başvuru yapabiliyorsunuz. Örneğin doktor, mühendis, IT sektörü çalışanı gibi. Bu ayrıcalıklı mesleklerden istenen yıllık brüt maaş ise €39.624 (aylık brüt 3302 Euro).

Ancak dikkat edin, bu maaşlar brüt maaş. Yani sosyal kesintiler ve vergiler olmadan aldığınız kaba maaş. Kesintilerden sonra  elinize daha az bir miktar kalıyor. “Bu miktar yeterli mi?” sorusuna başka bir yazıda cevap vermeye çalışacağım, şimdilik o konuya girmiyorum.

Peki bu “Blue Card”ın ne avantajları var? İlk ve bence en önemlisi; tek kelime Almanca bilmeyen ben ve Gürkan için oturma ve çalışma izni. Blue Card alamasaydık ben Gürkan’dan sonra, belli bir seviye Almanca öğrenip, bunu kanıtladıktan sonra ülkeye girebiliyordum. İkinci olarak Blue Card bir Avrupa Birliği programı. Belli bir süre ilk başvuru yaptığınız ülkede kaldıktan sonra, isterseniz başka bir AB ülkesinde iş bulup oraya taşınabilirsiniz. Son olarak tüm işlemlerimiz Blue Card sayesinde sorunsuz, kısa sürede ve olumu sonuçlandı. Hiç yorulmadık desem yeridir. Daha ayrıntılı bilgi için şu siteyi inceleyebilirsiniz.

Gürkan’ın iş yeri, Gürkan’dan, yetkili merkeze iletilmek üzere bazı belgeler istedi. Pasaportlarımızın fotokopisi, diplomalar, sözleşme vb. Burada bahsedilen yetkili merkezin ismi Almanya için ZAV (Zentrale Auslands- und Fachvermittlung). Bu kurum şu şekilde bir inceleme yapıyor: “Siz bu kişiyle anlaşmış, sözleşme imzalamışsınız ama bakalım benim kendi vatandaşlarım arasında bu şahsın yaptığı işi yapabilecek kimse var mı? Sektörde yeterli eleman var ise neden bu kişiyi getirmek yerine iç pazardan birisini işe almıyorsunuz?” Evet ben bunun çok önemli bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Hani biz severiz ya kuru milliyetçiliği 🙂 Adamlar cidden önce benim vatandaşım diyor. İnceleme 3-4 hafta sürdü. Sonrasında şirket bize incelemenin olumlu döndüğüne dair bir evrak postaladı. Yani Almanya’da Gürkan’ın sektöründe eleman ihtiyacı varmış, yaşasınnnn (Burada kendisini ayrıca takdir ve tebrik etmeden geçemeyeceğim müsaadenizle :)).

Sonrasında o evrakı da Blue Card başvurusu için gerekli diğer evrakların arasına koyup, randevumuzu alalım dedik.

Almanya Konsolosluğu vize başvurularını anlaştığı bir aracı firma üzerinden alıyor. İDATA adı verilen bu şirket Kuğulu Park’ın hemen yakınında. Turistik vizeler için randevu ve başvuru sürecinde bu firma üzerinden ilerliyorsunuz fakat; çalışma, oturma, aile birleşimi ve Blue Card gibi vizeler için randevular İDATA üzerinden alınsa da, işlemler için bizzat konsolosluğa gitmeniz gerekmekte. Ankara’da Almanya Konsolosluğu yine Kuğulu Park civarında ama gitmeden lütfen yerlerini dikkatlice kontrol edin. Biraz karışık bir bina yapısı var ve size belli bir saat veriyorlar randevu için. Biraz erken gidip emin olmakta fayda var diye düşünüyorum, bizimki temkinsizlikten biraz koşturmacalı ve gergin geçmişti, binaları karıştırdık falan derken son anda yetiştik.

Ayrıca başvuru için gerekli evrak listesini dikkatlice inceleyip en az ikişer kopya hazırlamanızı öneririm. Eksik evrak varsa işleri uzatıyor ve orada evrak çoğaltmak tam bir kabus. Bir fotokopiye verebileceğiniz en yüksek meblağı vermek zorunda kalıyorsunuz. Gereken evrakları telefonla randevu alırken size bildireceklerdir, ayrıca mail yoluyla da yolluyorlar.

Eveeet randevu yerine ve saatine geldiğinizi umarak devam ediyorum 🙂 Konsolosluğun bahçesi tam bir dram… Her yerde göçmenler, çoğunluk Suriye’li. Çocuklar, kadınlar yerlerde yatıyorlar. Dil bilmiyorlar, anlaşamıyorlar… Kaç gündür oralardalar, ne kadardır bekliyorlar, Almanya’da kimin yanına gitmeye çalışıyorlar veya mültecilik başvurusu mu yapıyorlar hiç bir fikrim yok… Ama onlara olan tavırla bize olan tavır inanılmaz faklıydı. Kendim için sevineyim mi yoksa onlar için üzüleyim mi bilemiyorum… Çok iyi karşılandık ve eksik evrak getirmemize rağmen işlerimizi kolayca hallettiler. Eksik evrakı (Gürkan diplomasını Almanca’ya çevirtmeyi unutmuş, İngilizcesi vardı ama onu kabul etmediler) daha sonra sıra almadan getirip verebileceğimizi söylediler. Bir sonraki hafta eksik evrakı da teslim etmemizle başvuru süreci tamamlandı. Beklemeye başladık artık bizim yapacağımız pek bir şey kalmamıştı.

Bu arada biz Gürkan’la başvurumuzu aynı anda yaptık. Gürkan Blue Card’a ben ise Blue Card aile birleşim vizesine. Sonuç olarak iki hafta sonra ikimizin vizeleri de aynı anda geldi. İkisi de olumluydu (zaten birisi olumsuz olsa diğerinin çok bir anlamı olmaz :)). Artık 6 aylık oturum ve çalışma vizemiz vardı. Bu 6 ay içerisinde oturum kartlarımızı alacaktık ki ben bu yazıyı yazarken aldık 🙂 Ülkeye girişten 21 ay sonra hala burada isek kalıcı oturum izni alabileceğiz.

Gürkan işini yapabilecekti. Ama ben ne yazık ki yapamıyordum (Fizyoterapinin de içinde olduğu bir grup meslek üyesinden kendi işlerini yapabilmeleri için bir takım denklik süreçleri isteniyor ve tabii ki öncelik dil öğrenme). Ama çalışma iznim olduğu için başka bir iş yapabilirdim; mesela garson veya tezgahtar olabilirim. Şimdilik sadece dil öğreniyorum ama kim bilir, belki de bambaşka bir sektörde bilmediğim yeteneklerim vardır 🙂

Vize süreci ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Sormak istediğiniz sorular olursa yorum yazabilirsiniz, bildiğim kadarı ile yardımcı olmaya çalışırım. Sevgiyle kalın…

4 Comments

  1. Elif Öztürk

    16 Ocak 2018 at 16:20

    Merhabalar.. Yazınız için teşekkürler.. Ben de fizyoterapistim ve eşim de yazılım alanında mühendis.. Biz de almanya’yı düşünüyoruz.. Fizyoterapi’de yüksek lisans ve doktora için alman üniversitelerinde bir araştırmanız oldu mu acaba ? Ve kazanç/yaşam standartları hakkında görüşlerinizi içeren bir yazı da çok faydalı olurdu.. Mutlu günler.. 😊

    1. dilanonder

      16 Ocak 2018 at 21:25

      Merhabalar, şimdiden fikir için hayırlı olsun😊 evet biraz bilgi sahibiyim. Ve ilk fırsatını bulduğumda her iki konu ile ilgili de yazı planlıyorum. Yorumunuz için teşekkürler 🙏

  2. Cem Yazgan

    22 Temmuz 2018 at 19:58

    Merhabalar ben son sınıf fizyoterapi öğrencisiyim Türkiye’de okuyorum ve bu yaz stajımı halen Almanya’da yapıyorum ve staj yaptığım klinik okulu bitirir bitirmez gelebileceğimi söyledi ama çok kararsızım :/
    Patron beni istese de Almanya için ihtiyaç kapsamında olduğumu düşünmüyorum 😕 Denklik ve dil yeterlilik konusu da ayrı bir mevzu tabi ama fikrimin kesinleşmesine sağlarsak beraber eylülden hazirana kadar Türkiye’de Almanca dil kursuna gidip direk gitmek de aklımda
    Ayrıca ben hep akademisyen olmak istiyordum öğretmek çok hoşuma gidiyordu ama Almanyada Ftr ausbildung şeklinde yapılıyor üniversite yok 😕😕😕😕😕 çok uzun yazdım kusura bakmayın ama kararsızlık ve belirsizlik beni öldürüyor Dilan abla 😢😭😢😢:( :/

    1. dilanonder

      23 Temmuz 2018 at 13:59

      Merhaba Cem,evet karar vermek işin en zor kısmı. Karar verdikten sonra gerisi geliyor. Sen zaten Almanya’da yaşamı ve çalışma koşullarını deneyimlemişsin. Olumlu tarafından bakacak olursak sürpriz olacak bir durum yok kabaca senin için. Sana önerim bir terazi kurman. Eksileri ve artıları tek tek sıralaman ve ağır gelen yere bakman. Önceliklerini belirlemek çok önemli. Yani kısaca bu hayatta senin için önemli olan, seni mutlu eden nedir? Örneğin minik bir ayrıntı belki ama benim için gece 12’de sokakta kadın olarak yalnız yürümek çok önemiydi. Kulağa çok basit ve önemsiz gelen minicik bir ayrıntı senin yaşam kaliteni değiştiriyordur. Uzakta olacaksın, ailen ,arkadaşların, bunların önemini de değerlendir. Ben Adana’lıyım. Benim için İstanbul’da yaşamakla Hamburg’da yaşamanın arasında bir fark yoktu mesafe olarak. Uçağa binince aynı yakınlık. Ama sen kendi koşullarını kendi içinde değerlendirmelisin bence. Kafana takılan bir soru olursa her zaman yazabilirsin.Ayrıca son bir şey daha, denemeden bilemezsin, denemekten ne zarar gelir ki? Daha çok gençsin, yapamazsan Türkiye senin ülken ne zaman istersen dönersin 🙂 Sevgiler…

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.