“Evlilik” ve Kadın Olmak Üzerine

Lütfen ukalalık ettiğimi düşünmeyin, akıl verecek bilgim ve yetkim yok. Bu işin uzmanı ya da bilgini değilim. Bu yazı, gördüğüm iki farklı ülkedeki apayrı kadın kimliklerinden sonra bir sesleniştir. En az buradaki kadınlar kadar benim dilimi konuşan kadınların da özgür, eşit ve adaletli bir hayata hakkı var:

1) 50% ihtimalle geldim dünyaya. XX ve XY cinsiyet kromozomlarından XX olana sahibim. Bu, kromozomal farklılıktır. Eksik ya da fazla olmak demek değildir. Bunun adı biyolojik cinsiyet. Yaşamdaki cinsiyet kimlikleri ise sadece toplumların yarattığı bir olgu.

Ne demek bu toplumsal cinsiyet? Toplumun kadına ve erkeğe verdiği farklı roller: giyim, meslek, davranış vb. Daha da açacak olursak; kadın evi derler toplar, evin maddi sorumluluğu ise erkektedir vb. Toplumsal cinsiyet ve biyolojik cinsiyet birbirinden oldukça farklı kavramlardır. Toplumsal cinsiyet ne doğuştan gelir, ne de alın yazısıdır.

Tüm hikaye bu algı saçmalığının etrafında gelişir! Bahsettiğimiz kavramların karıştırılması ve birbirinin içine sokulmak istenmesinin sonucudur.

2) Ben bir bireyim! Ancak kimsenin karısı, kızı, annesi, kardeşi olarak değil; tek başıma, bir kadın olarak, Dilan olarak bireyim. Beni tanımlarken adımın önüne ya da arkasına başka bir erkeğin adını koyamazsınız. Bu, benim öz benliğime yapılmış bir hakarettir.

3) “Evlilik” gerekli ya da değil, öznel bir kavramdır bu. Bu karar kişilerin özgür seçimlerinin sonucu ile olmalıdır, toplumun dayatması ile değil. “Gereklilik” hiç değil. Kime göre ve neye göre diye sorarlar insana! “Evlilik” denen kurum, toplumların uydurmasıdır. Tercih size ait, istersiniz ya da istemezsiniz. Asla şart değildir. Evlenmek için ya da yaşınız geldiği için evlenilmez!

Bu dakikadan sonra söyleyeceklerim özellikle kadınlara:

4) Sizi çok seviyorum, hemcinsim olduğunuz için değil, toplumsal cinsiyetçilik yüzünden hayata bir adım geriden başladığınız için. Kalbim her zaman ezilenden yana oldu.

5) Cinsiyetiniz sizi hiç bir şeyden geri koyamaz. Hiç bir şey sadece size yasak ya da ayıp değildir. Bu beden ve hayat size ait ve bu konudaki tek söz sahibi sizsiniz. Hayatınızı ve bedeninizi başkalarının isteklerine göre şekillendirmeniz beklenemez.

6) Lütfen çalışın ve para kazanın! Kapital düzen para ile dönüyor. Hayatta kalmak için paraya, ama “kendi paramıza” ihtiyacımız var. Ne yazık ki, hayatın acı bir gerçeği: Para kimdeyse, söz hakkı onda.

7) Biliyorum, erkeklerin pek çok tavrını toplumumuz bize “sevgi” diye öğretti. “Kıskanıyor, çünkü seviyor”, “kısıtlıyor, çünkü sahipleniyor”, “karışıyor, çünkü beni düşünüyor”!

Çok üzgünüm, babalarımızdan, abilerimizden de bunu gördük. Ve çocuk kalbimize bunu sevgi diye anlatmalıydık, yoksa nasıl başa çıkardık sevgisizlikle, hem de sevgiye en çok ihtiyacımız olan o yaşlarımızda…

Lütfen! Bu sevgi değil, sizin probleminiz hiç değil. Karşı tarafın kendisiyle çözmesi gereken bir sorun. İyi bir psikolog önerin ve arkanızı dönüp uzaklaşın. Bunu çözmek sizin işiniz değil!

8) Lütfen hayatınızın bir döneminde yalnız ve bağımsız yaşayın. Kendi paranızı kazanın, kendi düzeninizi kurun ve bunları yapabildiğinizi izleyin… Tek başınıza; babasız, abisiz, kocasız ya da sevgilisiz de başarabilirsiniz. Hem de öyle güzel hissedersiniz ki, tarifi mümkün değil.

9) Ciddiye alınmak için bir erkeğe ya da erkek gibi davranmaya ihtiyacınız yok. Kadın olarak zaten değerlisiniz. Bir şeyleri “adam gibi” yapmanız gerekmiyor. “Kadın gibi” yapmak, en az “adam gibi” yapmak kadar değerli ve kaliteli. Devir kas gücü devri değil; akıl, yaratıcılık, ayrıntıları görme devri. “Kadın gibi” olmaktan korkmayın.

10) Birisi size çıkma teklif ettiğinde, istemiyorsanız hayır demeniz yeterli. Peşinizi bırakması için hayatınızda biri olduğunu söylemenize gerek yok! İstememenizin sebebi başka birisi değildir, sadece istemeyebilirsiniz! Bitti!

11) Kimseden bir teklif beklemeyin. Birlikte yaşamak, evlenmek ya da sevgili olmak istiyorsanız bunu siz de söyleyebilirsiniz. Sevdiğini söylemek, ayıp veya erkeğin görevi değil. Sizin söylemeniz de, sizi “hafif kız” yapmaz. Eğer bunu düşünen birisiyle birlikteyseniz, ilişkinize tekrar göz atmanızı öneririm.

12) Aile dünyanın en güzel ve aynı zamanda da en sancılı kurumu olabilir. Ama bilmelisiniz ki, siz ailenizden bağımsız da bir bireysiniz. Lütfen gereğini yerine getirin.

13) Hayattaki tek amacınız çocuk doğurmak değildir. Elbette ki, mükemmel bir duygu diyebilir, amaç edinebilirsiniz, ama tercihtir. Rahminiz var diye doğurmaya mecbur değilsiniz. Anneliğin “kutsal olduğu” zırvalarını lütfen artık bir kenara bırakalım. Dünya ne “kutsal (!)” anneler gördü. Fizyolojik ve psikolojik olarak hazır değilseniz, bunun sonuçlarını bir bebeğe yaşatmaya hakkınız yok. Hayat boyu hazır olmayabilirsiniz ya da sadece istemeyebilirsiniz, bunun için kimseye açıklama yapma veya hesap verme zorunluluğunuz yok. Sadece partnerinizle sizin aranızda bir konu olabilir bu.

14) “Evli” hemcinslerime: Siz tek taş, beş taş yada zibilyon taş kadar değersiz değilsiniz. Böyle toplumsal moda ve dayatmaları kenara bırakın. Sadece ilişkinizi gözlemleyin. Partneriniz gerçekten hayatınıza ortak mı, yoksa bir parazit gibi sırtınızdan mı geçiniyor.

15) Yemek yapmak, temizlik yapmak, evi çekip çevirmek alnınıza doğarken yazılmadı. Bu işler genimize kodlanmadı. Düşünün ki dünyanın en ünlü şeflerinin neredeyse tamamı erkek. Mesele “kariyer” olunca işler değişiyor değil mi? Birlikte yaşadığınız insan, bu sorumlulukları yerine getiriyor diye ona erkek olduğu için teşekkür etmeniz ya da minnet duymanız gerekmiyor. Ortak ihtiyaç, ortak iş gücü gerektirir.

16) “Benimki bana gül almış” ,”benimki de tek taş”, “benimki kalpli mumlu masa ayarlamış”… Ee, peki size siz olduğunuz için ne yapmış? Kimseye bir şeyleri göstermek ya da ispatlamak zorunda değilsiniz. Sevgi iki kişi arasında olan çok değerli ve özel bir duygudur. Kimsenin bilmesine gerek yok; siz bilin, siz hissedin yeter. Global olan bir şey, size sizi nasıl değerli hissettirebilir ki.

17) Yüzük takmak ve karşıdakinin takmasını istemek zorunda değilsiniz. Bir metal parçası taşımak kadar basit değil olaylar. Kimse yüzüğünüz yok diye sizi yargılayamaz. Sadakatsizlik yapmak isteyeni de bir metal parçası durduramaz. Sadakat zihindedir. Kimse yüzük takmıyorsunuz diye size asılamaz, asılıyorsa bu onun ahlak anlayışındandır.

18) “Evlendiniz” diye tek kişi olmadınız, halen iki ayrı bireysiniz. Hiç kimse bir diğerinin aynı değildir. Farklı zevkleriniz, farklı eğlenceleriniz ve zamanlarınız olabilir (ki olmalı zaten). Bu farklılıkları yaşamakla daha az sevmiş ya da sevilmiş olmazsınız.

19) “Evlendiniz” diye birbirinizin hayatına her konuda rahatça girip çıkamaz, müdahale edip kalbura çeviremezsiniz. Her daim benlik sınırlarınız olmalı ki birey olduğunuzu unutmayın. Kendinize ve partnerinize saygınız kalsın.

20) Şiddetin hiç bir açıklaması yoktur! Hiç bir “ama” kabul edilemez. Psikolojik ya da fiziksel şiddet, insanlık onurunu yok saymaktır. Hiç kimse, hiç bir koşulda bunu “hak etmez”. Aldatmış bile olabilirsiniz, sağlıklı bir insanın buna tepkisi ayrılmaktır! Gerisi sizin meselenizdir.

Ebeveynleriniz de dahil olmak üzere, hiç kimse size şiddet uygulayamaz. Yaparlarsa bu suçtur. Bedenime ve ruhuma iznim olmaksızın, ne amaçla olursa olsun, kimse dokunamaz!

21) Kimse size hayat boyu bakmaz zorunda değil. Yasal sınıra göre 18 yaşından sonra bir yetişkinsiniz. Okuyacaksanız da gerekirse çalışıp, kendi paranızla okuyun. Aileniz destek verirse teşekkür edin, çünkü buna mecbur değiller. Kocanız size bakmak zorunda değil. Tabii ki iyi gün var kötü gün var. Ama size maddi bakım sağlamak kimsenin görevi değildir. Her birey gibi paraya ihtiyacınız var. Ve bir engeliniz yoksa bu sizinle ilgili bir durum.

22) O kadar korkunç yetiştiriliyoruz ki, o kadar baskı altında, utandırılarak ve büzüştürülerek… Hayatımızda ustaca yalanlar, idare etmeler ve bir tiyatro sahnesi dönüyor. Hayat arkadaşım dediğiniz insan bu dünyada sizin (belki de tek) seçtiğiniz, size en yakın insan. Dürüst olun! Sizi siz olduğunuz için kabul edemiyorsa, zaten orada bir yanlışlık vardır. Ona söyleyemeyeceğiniz, saklayacağınız, korktuğunuz şeyler varsa, belki de doğru kişi değildir. Size olan sevgisinin “eğer”lere bağlı olması sizce de korkunç değil mi?

23) Ve son olarak, kahkaha atmaktan korkmayın. Kadınlar gülünce daha bir güzel oluyor dünya… Cesurca, özgür, bağımsız kahkahalar attığımız günlere…

* “evlilik” tanımını yaygın olduğu için kullandım. Daha doğru bulduğum tanım ise “birlikte yaşam”.

3 Comments

  1. Mahmut

    5 Kasım 2018 at 14:40

    Meraba ben yazılarınızı beğenerek okuyorum..
    Sizden evlilik zorunluluğumuzun olmayışı , bunu toplumun oluşturduğu,huzurun ancak ruh eşiyle gerçekleşebileceği konularının işlendiği bir kitap tavsiyesi istiyorum

    1. dilanonder

      5 Kasım 2018 at 17:15

      Merhabalar, çok spesifik bir kitap adı vermem zor ama şu sıralar sineksekiz yayınevi tarafından Türkçeye çevrilmiş “Ekofeminizm” adında bir kitap okuyorum. Kesinlikle öneririm. Atıfta bulunduğu kaynaklara da bakabilirsiniz eğer derinleşmek isterseniz. Sevgiler…

      1. Mahmut

        5 Kasım 2018 at 18:13

        Tamam okucam…çok teşekkür ederm

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.