Hamburg’da Ev Bulma Macerası

Ahh çektiğim acıları bir ben bilirim, bir de tüm çevrem 🙂 Sanırım adımı bilen herkesin yaşadıklarımdan haberi var. O kadar çok uzun sürdü ve şikayet ettim ki, duymayan kalmadı. Kaldıysa da bu yazı ile onlar da duyacak 🙂

Eveeet gelelim hikayemize. Süreci tarih vererek anlatacağım ki her şey daha açık anlaşılsın. 27 Haziran 2017 tarihinde Türkiye’den Almanya’ya resmi olarak göçtük. Güneşli ve yemyeşil bir gündü… Ne mutlu ki hafızama böyle kazınmış. Taşınmadan yaklaşık 1 ay önce Gürkan’ın şirketi ile ek yardım konularında yazışmaya başladık. Bize ev bulana kadar kalmamız için paylaşımlı bir daire ve ev aramamıza yardımcı olacak bir ajans ayarlamışlardı. Ne kadar da şanslıyız diye düşünüyorduk. Çünkü ev bulmanın ne derece zor olduğu ile ilgili bir sürü duyum almıştık. Fakat şans mı şanssızlık mı beraber karar verelim bence 🙂

Öncelikle paylaşımlı daire ne demek onu açıklamak istiyorum. Çünkü burada bu oldukça sık kullanılan bir yaşam tarzı aynı zamanda. Almanlar buna “WG” diyorlar, yani “Wohngemeinschaft”. Anlamı ise “komün yaşam” veya “toplu yaşam” diyebiliriz. Gürkan’ın şirketi bize maksimum 3 ay kalabileceğimiz bir WG ev ayarlamıştı. İki katlı, bahçeli, 5 odalı, 2 banyo ve 1 mutfaktan oluşan bu evde tahmin edebildiğiniz üzere her çalışana (ya da her çifte) ait bir oda var. Bazıları büyük, bazıları küçük. Yalnız, her çalışanın eş/cocuk durumuna göre bir oda ayarlanıyor. Mutfak, banyo/tuvaletler ve bahçe ortak alan. Bunu duyunca “Nasıl bir sınavla karşı karşıyayım?” diye düşündüm. “Ortak banyo/tuvalet mi????!!!”

Ama insan her şeye alışıyormuş, en azından kalacak bir yerimiz var diye teselli ettim kendimi (yine de Domestos’umu eksik etmedim tabii:)) Paylaşımlı dairede yaşam korktuğum kadar zor olmadı, çünkü daireyi paylaştığımız insanlar gerçekten düşünceli ve ortak yaşama saygılılardı. Daire şirkete ait olduğu için bizimle yaşayan insanların tamamı başka ülkelerden/şehirlerden aynı şirkete çalışmaya gelenler, yani bizim gibi insanlardı. Bana çok güzel bir deneyim kattı. Ortak dil İngilizce olduğu için; yıllarca geliştirmeye çalıştığım, uğruna kurslara gittiğim İngilizcem 3 ayda hiç olmadığı kadar ilerledi. Tabii ki bunda Avusturalya’dan gelen çiftin etkisi çok yüksek, onlara minettarım. Sabırla benimle iletişime geçmeye, sohbet etmeye çalıştılar. Ve Hamburg’daki ilk arkadaşlıklarımızı bu evde kurduk. Birbirimizin pişirdiği yemekleri yedik, anıları dinledik, beraber yeni şehrimizi keşfettik… Yeni bir şey öğrenir öğrenmez heycanla gelip anlattık:) Anladım ki yaşadığımız her anı, yeni bir deneyim. Eğer Gürkan’a “Ben gelmiyorum, sen git ev bul öyle geleyim” deseydim ne büyük şeyler kaçıracakmışım sonradan farkına vardım (ki itiraf edeyim “ortak kullanım”ı duyunca aklıma bunu demek gelmedi değil 🙂 ).

Burada küçük bir bilgi daha vermek istiyorum: Almanya’da geri dönüşüm çok ciddi bir iş. İnanın çöpleri ayırmayı anlamak neredeyse 1-2 ayımızı aldı. Evin içinde sürekli; “Kırmızı olan plastik miydi?”,”Bu biranın şişesi yeşil, bunu nereye atacağım” tarzında muhabbetler geçiyordu 🙂 Bunu öğrenirken ortak evde olmak iyi oldu, çünkü bizim ülkemizde bazen çöpleri çöp kutusuna bile atmıyoruz ki, 5-6 çeşit çöpü ayırt etmeyi öğrenelim. Diğer arkadaşların bu konudaki algıları biraz daha açıktı, sağolsunlar bolca yardım ettiler. Örneğin şişelerin çoğunun üzerinde geri dönüşüm işareti var, bunları marketlerin geri dönüşümlü şişeleri alan cihazlarına atıyorsunuz ve karşılığında depozitosunu para fişi olarak veriyorlar. Plastik olanlar için depozito camlara göre daha fazla. Sonra o fişleri alışverişte kullanabiliyorsunuz. Dolayısıyla sokaklarda hiç şişe yok, çünkü hepsi para demek 🙂 Türkiye’de bu sistemin olduğunu hayal edin, şişe için birbirimizi vurur muyuz sizce? Yoksa abartı mı oldu 🙂

Evet dönelim tekrar ev bulma macerasına… Dediğim gibi, şirket bize yardımcı olsun diye bir ajans ayarlamıştı. Ajanstan bize yönlendirilen kadınla buluşmak için randevuya gittik. Sürprizzzzz, kadının soyadı Türkçe 🙂 Evet sanırım azıcık Türkçe biliyor diye, Türk bir adamla evli Alman bir kadını bizim için görevlendirmişler. Meğer hata yapmışlar. Kadın önce sevimli gelmişti bize; Türkçe konuşunca anlıyor, olduğu kadar Türkçe konuşur, tıkandığı yerde İngilizce’ye geçer, çat pat anlaşırız diye düşünmüştük. Ama evet yanıldık, bu kadının kocası yüzünden yaşadık sanırım başımıza gelen her şeyi. Meğer boşanma sürecindelermiş ve kadın bu adam yüzünden tüm Türklere gıcıklanmış hissiyatı vardı. Arkadaki hikayeden tam olarak emin değilim ama kadın tüm hıncını bizden aldı 🙁 Kendisinin adını vermek istemediğim için yazının devamında “ablamız” diye bahsedeceğim kendisinden.

Bu ablamızla Hamburg’a taşınmadan önce mailleşmiştik zaten. Gayet profesyonel şekilde bize araması gereken ev için öncelik belirleme anketi yollamıştı. Biz de doldurup geri yolladık, sandık ki aramaya başladılar hemen. Fakat gördük ki hiçbir şey yapılmamış. İlk buluşmada tekrar anketin üzerinden geçtik beraber. Örneğin çocuğumuz olmadığı için aradığımız evin sakin bir aile semti olması ya da okula yakınlığı bizim için önemli değildi. Önceliklerimizi sıraladık ve beklemeye başladık. Çünkü bize kendisinden haber beklememizi söyledi. Bu sırada buradan bir arkadaşım “siz de internetten kiralık ev ilanlarına bakıp, beğendiklerinizi ablaya yollayabilirsiniz, o da size görüşme ayarlar” dedi, abla da bunu onaylayınca, ben deliler gibi ev aramaya başladım. Zaten evde genellikle boştum. Birkaç popüler site var burada. linklerini koyuyorum kullanmak isteyen arkadaşlar için:

  1. https://www.immobilienscout24.de/
  2. https://www.immonet.de/
  3. http://www.hamburg.de/immobilien/

Şimdi de Almanca ile ilk sınavımız başladı 🙂 Bir ajans çalışanı kadar iyiyim bu konuda artık, yardıma ihtiyacınız olursa uygun fiyata anlaşabiliriz 🙂 İlk olarak siteyi açtıktan sonra lokasyon işareti olan yerden ev aradığınız bölgeyi seçiyorsunuz, bu sitelerin çoğu tüm Almanya’ya hizmet veriyor. O yüzden lokasyonu iyi belirleyin. Örneğin Hamburg’un Eimsbüttel semtini seçtiniz, ardından buradan maksimum kaç km uzaklıktaki evleri aramak istiyorsanız onu şeçin (genelde “umkreis” diye yazar). İsterseniz araçla kaç dakikalık mesafede olduğuna göre de (fahrzeit) seçebilirsiniz. Bu mesafelere ve dakikalara güvenebilirsiniz arkadaşlar, eğer size 30 dakikalık mesafe diyorlarsa, 30 dakikalıktır. Almanlar bu konularda çok net.

Evet gelelim en önemli konuya, tabi ki para 🙂 Şimdi burada iki kavram var: “kaltmiete” ve “warmmiete”. Kaltmiete ‘soğuk kira’ demek, yani içinde elektirik, su, ısınma, tv-internet aboneliği, apartman ya da bahçe giderleri gibi masraflar olmadan, ev sahibinin direkt olarak cebine giden para. “Tamam da kira dediğimiz şey zaten bu” demeyin; çünkü burada bazı daireler warmiete, yani ‘sıcak kira’ ile kiralanıyor. Siz hepsini toplu ödüyorsunuz tek hesaba. Tabii içeriğini kontrol etmek lazım; bazen bazı giderler (örn. su faturası) buna dahil olmuyor. Arama motorunun bu butonundan soğuk kiranın alt ve üst sınırlarını girebilirsiniz (örn: 500-700€).

Geldik oda sayısına, bu da burada oldukça farklı bir konu. 3+1, yok efenim 4+1 falan yok. Eğer ki ‘zimmer’ (oda) bölümünde 2 yazıyorsa, bu demek ki banyo/tuvalet ve mutfak hariç 2 oda var. Bizim oralarda 1+1 dedikleri 🙂 Eğer ki 2,5 oda yazıyorsa (“Yarım oda nasıl oluyor?” demeyin) bu da 10 m²’den küçük bir odacık daha var demek. Almanlar buna ‘buçuk oda’ diyor. Artık siz 10 m²’den küçük odayı nasıl kullanırsınız bilemem 🙂 Onlar genelde ‘arbeitszimmer’ (çalışma odası) olarak kullanıyor.

Diğer bir önemli konu, ki bence en önemlisi: Mutfak. Arkadaşlar aman dikkat, biliyorum bize göre çılgınca, fakat yanlışlıkla mutfaksız ev kiralayabilirsiniz! Evet doğru duydunuz, mutfaksız ev var. Yasalara göre size bir lavabo ve bir ocak vermek zorundalar. Bu yüzden sadece bir odanın köşesinde lavabo ve saçma sapan ocağa benzer bir şey olan evler gördük! Adana’da olsa yemin ediyorum dayak sebebi! 🙂 Eğer ki tezgahı, az da olsa mutfak dolapları olan, birazcık mutfağa benzeyen bir ev istiyorsanız ‘Einbauküche’ (hazır mutfak) seçeneğini işaretlemeyi unutmayın (kısaltması ‘EBK’). Ev sahipleri size bunu sağlamak zorunda değil. Bazen kiracı evi çok beğenirse veya mecbur kalırsa mutfağı kendisi yaptırıyor. Evden çıkarken de ya ev sahibine satıyor (tabii isterse), ya yeni kiracıyla anlaşıp ona satıyor ya da isterse söküp götürüyor (bilmem nereye artık). Biz az kalsın böyle bir ev tutuyorduk mecburiyetten, iyi kurtardık sonra. Balkon, garaj ya da kiler isterseniz seçebilirsiniz. Ama bence çok da şey yapmayın, çünkü aylarca ev bulamayıp rezil olma ihtimaliniz de var. Evin eski ya da yeni olmasını da seçebilirsiniz. Eski derken, bayağı 100 yıllık falan, yüksek tavanlı, büyük pencereli, tahta zeminli evler… Kabaca kriterleri ayarladığımıza göre hadi bakalım kolay gelsin, basın arama butonuna 🙂

Genelde ilanlarda evlerin planları ve çok ayrıntılı olmasa da fotoğrafları var. İlanların içeriğine bakacak olursak:

  • ‘Nebenkosten’ (ek gider) görebilirsiniz, yani soğuk kiraya ek olanlar (elektrik, su, internet, tv vb.).
  • ‘Heizkosten’ (ısınma maaliyeti) ise bazen ayrıca belirtilir, bazen de ‘in Nebenkosten enthalten’ (ek giderlerin içine dahil olarak hesaplandı) diye yazar.
  • ‘Kaution o. Genossenschaftsanteile’ da vereceğiniz depozitodur ve genelde soğuk kiranın 3 katı kadardır.

Dikkat etmeniz gereken diğer bir husus da evin minumum ve maksimum kiralanma süreleri. Örneğin biz evden 6 aydan önce çıkamıyor ve 5 yıldan uzun kalamıyoruz. Çünkü ev sahibimizin 13 yaşında bir kızı var ve o kız 18 yaşına geldiğinde yalnız yaşamak isterse bu daire onun olacak. Merhaba Alman kültürü ve 100 yıllık kalkınma planları 🙂

Peki hiç mi güzel bir şey yok, tabii ki var 🙂 Örneğin; Alman hükümeti emlakçıların kiracılardan para almasını yasaklamış, sözleşme imzalandıktan sonra ev sahibi sizi maksimum kalma süresinden önce asla evden atamıyor ve yatırdığınız depozito (ki genellikle ortak banka hesabında) koruma altında ve hakikaten eve zarar vermediyseniz eksiksiz alıyorsunuz. Yok ‘boyalı girdik’, yok ‘parkenin ucu kalkmış’ gibi çakallıkları engellemişler yani. Sözleşmede ne yazıyorsa o; ne bir eksik, ne bir fazla.

Gelelim bizim hikayeye. Ablamıza bulduğum ve çok beğendiğim bir dolu ev yollamaya başladım, günlük ortalama 5-6 tane. Ama ablamız hep bir bahane bulup “bu olmaz”, “bunun şuyu var” diye bizi haftalarca salak yerine koydu. En sonunda da “siz bana link yollamayın, dikkatim dağılıyor, benden haber bekleyin” dedi ve kabus başladı. Haftalar sonra nihayet bizi bir eve götüreceğini söyledi. Evi görmeye gittik ama ne göreyim, Sovyet Rusya blokları gibi, saçma sapan bir yapı. Nasıl aradı da buldu bunu Hamburg gibi bir yerde bilemedim. Çünkü neredeyse tüm şehir 2-3 katlı, tarihi, tatlı binalardan oluşuyor. Ben direkt tepki verdim daha evin içini bile görmeden ve ipler o gün koptu. Bir daha da arayı bulamadık. En nefret ettiğim şeydir, estetik yoksunu betonarme binalar. Türkiye’nin de kanayan yarası… Bu kötü deneyimle başlayan süreç, kötü de devam etti. Aradan 2 ay geçmişti ve halen ev bulamamıştı ablamız. Arada gidiyorduk bulduklarına başvuruya, ama geri dönüş olmuyordu. Gün geçtikçe gerildik ve bir iki tartışmadan sonra ablayı dinlemeyip kendi başımızın çaresine bakmaya karar verdik. Keşke de en baştan böyle yapsaymışız.

Gürkan’la oturup başuvurularda istenilen tüm belgeleri hazırladık (genellikle hepsi aynı şeyleri istiyor):

  • Banka hesap dökümleri
  • İş sözleşmeleri (Kalıcı sözleşme mi diye bakıyorlar, iki gün sonra “ben işten çıkarıldım” deme diye. Emlakçı parasını ev sahibi ödüyor ve tekrar tekrar ödemek istemiyor haklı olarak),
  • Pasaportlar,
  • SCHUFA (Bankalardan alınan “kredisi, borcu yok” anlamına gelen güvenlik belgesi)
  • Vs…

Bu arada Almanya’da sıcak kirası net maaşınızın 1/3’ünden daha fazla olan bir evi tutamıyorsunuz, kural! “Benim Türkiye’de gelirim var, bankada 50 bin € nakitim var” falan işlemez. Almanya’daki düzenli gelirine bakıyorlar (‘ayağını yorganına göre uzat’ tam buraya uygun bence). O yüzden arama motoruna minimum/maksimum yazarken, maaşınızı ve sıcak kirayı iyi hesaplayın. Başladık ev başvurusuna ve görüşmelerine, tabii ki bizim abladan bağımsız. Abartmıyorum, sanırım 60 ev gördük. Hep mi olumsuz dönüş olur arkadaş, bizim ne eksiğimiz var.

Evlerin başvuru görüşmesi iki şekilde olabilir. İlki, ilanda görüş için bir gün ve saat belirlenmiştir, o zaman gidersiniz ve evi görmek isteyen en az 20 insanla beraber (ki tek ev için 100’e yakın insan da gördük bu arada) sırayla gezer, beğendiyseniz önceden hazırladığınız başvuru dosyalarınızı çıkarken teslim eder ve evle ilgilendiğinizi belirtirsiniz. Onlar da size ‘şu tarihte karar açıklanacak’ deyip e-posta ya da mektupla bildireceğiz derler (evet doğru duydunuz, mektup kullanan da var). Çoğu da sadece evi verecekleri kişiye dönüş yapar, bazen kibar insanlar olumsuz olduğunu da dönüp bildirebiliyor. İkinci tarz ise ev sahibi ya da emlakçı size özel bir görüşme ayarlar, bu görüşmede kendinizi gösterip ev sahibini etkileyebilisiniz 🙂 Ama ikinci çok nadir olan bir durum, genelde tek tek uğraşmıyorlar kiracılarla.

Başvurulara cevap gelmeyine iyice paniklemeye başladık tabii. Şirketin bize sağladığı paylaşımlı dairenin de süresi dolmak üzereydi. Bir yerden bir öneri aldım, Gürkan’a dedim ki “bir özgeçmiş hazırlayalım, kendimizi allayıp pullayalım, güzel sevimli bir de fotografımızı koyalım köşesine”. Önce bana karşı çıktı ama sonra ikna oldu. İşte bence dönüm noktamız da bu oldu. Çünkü ev sahiplerinin çoğu bizi hiç görmüyor, emlakçı ise umursamıyordu. Onlar için dosyada yer alan isim ve rakamlarız sadece. Bu bizi öne çıkarabilir diye düşündüm. Almanca hazırlanmış tanıtım yazımızı (içeriğini ilgilenenlere yollayabilirim) ve sevimli fotomuzu dosyamıza ekledik. Tarih artık Eylül sonuydu, paylaşımlı daireden çıkma zamanı gelmişti. Ben Türkiye’ye döndüm, büyük bir umutsuzluk içinde Gürkan’dan haber beklemeye başladım. Çünkü artık kalacak yerimiz de yoktu ve Gürkan orada burda idare edecekti. Ben ayrıldıktan 1-2 gün sonra başvurularımızın birisinden olumlu dönüş geldi 🙂 Ama ev Kasım ayında boşalıyordu, beklemek zorundaydık. Olsun artık bir evimiz var ya, beklenirdi 🙂 Ben Türkiye’de 2 aya yakın vakit geçirdim. Gürkan da idare etti kendi başına.

Ve sonunda 3 katlı bir apartmanda, 46m², 2 odalı, EBK (tüm beyaz eşyalar dahil), 1900 yapımı, yüksek tavanlı, dev pencereli ve harika bir bahçesi olan, merkeze çok yakın, kafeler ve barların olduğu çok canlı bir semtte, gerçek odundan zemini olan, hayal ettiğim klasik Hamburg evine kavuştum 🙂

Ablasız bulduk evet, kendimiz hallettik:) Haa ajans ne işe yaradı derseniz, bence Gürkan’ın şirketi ablaya boşuna para verdi, hadi hakkını yemeyelim elektrik ve suyu bağlarken yardım etti sağolsun.

Çok uzun bir yazı oldu biliyorum, ama bu macera da bizim için çok uzundu. Almanya’nın ev bulma konusunda en zor ikinci şehrinde yaşıyoruz. Bir numara Münih’miş. Burası böyleyse orayı hayal bile edemiyorum. Şu ana kadar yaşadığımız en büyük zorluk bu oldu. Yalnız gözünüz korkmasın, biraz da şans işi, demek ki bizimki zayıfmış 🙂 Umarım bu yazının size biraz olsun yardımı dokunur… Sevgiyle kalın 🙂

5 Comments

  1. Melek Bilen

    8 Mayıs 2018 at 22:57

    Merhaba
    ben size özel yazmak istedim, fakat E-Mail bulamadim bana bir geri dönüş yaparsaniz sevinirim.

    Saygilarimla

    Melek Bilen

  2. yasin kuruyi

    10 Mayıs 2018 at 23:53

    merhaba;
    ev arama portallarında ev ararken,bu bloga rastladım.. aynı sehırde ıkamet ettıgımız ıcın yazınız bana ılgı cekıcı geldı. hıkayenızı okurken bende yasadıklarımı dusundum.. su an hala daha ev aramaktayım. hamburg gercekten ev bulmak konusunda cok zor bır sehır.. aslında bır yıldan bıraz fazla bır zamandan beri almanya da yasıyorum.. ıcınde bulundugum zorlugun kaynagı olarak dıl konusunda oldugunu dusunurdum ancak ancak dıl sorununu yavas yavas atlattıgım halde aslında sorunun gercekten ev bulmaktan kaynaklandıgını ogrenmıs oldum.. bu yazıyı persembe gunu yazıyorum ve onumuzdekı cumartesı bır termınım var.. umarım bu sefer ev tutabılırım.. su an bende sızlerın bulundugu gıbı heım da kalıyorum.. sız sanslıymıssınız ınsanların saygıları konusunda.. ben se suriyelılerden ve kurtlerden olusan bır heım da kalmaktayım.. ortam pıslık ıcınde malesef.. sızın sansınızın sanırım onda bırı de bende yok.. yazınız ıcın cok tesekkur ederım. okurken keyıf aldım.. 🙂

    1. dilanonder

      11 Mayıs 2018 at 15:14

      Umarım bu sıkıcı süreci bir an önce atlatırsınız. Ne kadar zorlayıcı olduğunu tahmin edebiliyorum. Termininiz için bolca şans diliyorum size 🤞😊.

  3. Gül Modelsee

    15 Eylül 2018 at 14:28

    Merhaba,
    Eşim Alman ancak beş yıldır TR’de yaşıyorduk. Hayatımıza Almanya’da devam etmeye karar verdik ve geçtiğimiz hafta eşim iş teklifi aldı. Eşimin bulduğu iş Krefeld’de. Yakın zamanda ev arama sürecine gireceğiz. Yazılarınız benim için aydınlatıcı oldu. Eşim Alman ancak hemen işe başlamasını istedikleri için ev arama vb süreciyle çoğunlukla ben ilgileneceğimden işin mantığını anlamam açısından çok iyi bilgilendirdiniz beni de 🙂
    Eşimin Hamburg’ta bulunan bir şirket ile de bağlantısı vardı ancak şehri çok sevmemize rağmen, bir çocuğumuz da olduğu için, giderlerimiz çok fazla olur diye tercih etmedik.
    Internetten baktığım kadarıyla bizim istediğimiz standartlardaki ev fiyatları 550—600 eurodan başlıyor. Merakımdan soruyorum, Hamburg’daki evinize warmmiete olarak ne kadar veriyorsunuz? Tabi evinizin şehrin neresinde olduğu da önemli.

    Teşekkürler,
    Gül

    1. dilanonder

      16 Eylül 2018 at 18:58

      Merhaba, yazılarımın işinize yaramasına çok sevindim 😊 Umarım herşey gönlünüzce olur. Bizim evimiz çok merkezi bir noktada, bu yüzden kirası biraz fazla. Warmmiete olarak 1000 euro’ya yakın. Diğer şehirler ekonomik olarak sizi daha az zorlar. Hamburg gerçekten pahalı bir şehir. Sevgiler…

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.