Almanya’da geçim ve gelir/gider dengesi

Bu yazımda çokça merak edilen bir başka konuya açıklık getirmeye çalışacağım. Almanya’da ne kadar para ile geçinilir? Ekonomik açıdan yaşam standartları nasıl? Optimal koşullar için ne kadar maaş gerekir?

Buraya taşınmadan önce bizim de en çok kaygı yaşadığımız konulardan birisi buydu. Çünkü elimizde somut bilgi olarak sadece bize teklif edilen maaş ve ortalama ev kirası / giderleri vardı. Toplayıp çıkarıyor ve elimize kalanın yetip yetmeyeceğini anlamaya çalışıyorduk. Türkiye’de orta üst sınıf diye adlandırılan ekonomik gelir sınıfının içindeydik. İkimiz de iyi işlerde çalışıyor, ortalamanın üstünde para kazanıyorduk. Yani ekonomik olarak “rahat” diyebileceğimiz bir gelir seviyesine sahiptik. “Acaba Almanya’ya taşınarak salaklık mı ediyoruz? Bu para Türkiye’deki kazancımıza göre az gibi..” diye çok düşündük. Biz sorabildiğimiz, öğrenebildiğimiz kadar sorup, biraz da gözümüzü karartıp geldik açıkçası. Ama şimdi anlıyoruz ki burada işler çok farklıymış.

Öncelikle şu bilgiyi vermek istiyorum: Burada bizim ülkemizde olduğu gibi maaşlı çalışan profesyonellerin aylık gelirleri arasında büyük uçurumlar yok. Yani ne demek istiyorum? Türkiye’de bir şirket bünyesinde çalışan mühendis, fizyoterapist, avukat, mimar vb. maaşı için aralık vermekte zorlanabilirsiniz. Çünkü Türkiye’de bu işler kaba tabirle “tutturabildiğine”. Elbette ki bu “tutturabildiğine”nin içinde kendinizi ne kadar geliştirdiğiniz, ne kadar donanımlı olduğunuz ve tecrübeniz dahildir fakat benzer özelliklerdeki iki elemanın aynı şirkette alabileceği maaş aralığı da biraz geniştir açıkçası. İşte burada işler böyle değil. Yani profesyonel öz geçmişi belli olan bir çalışanın alabileceği maaşlar arasında ya da fizyoterapistle mühendisin, mimarın, öğretmenin arasında, dağlar ovalar yok. Yaklaşık benzer ortalamalarda maaş alınıyor. Örneğin daha hiç 8-10 bin Euro bandında kazanan bir maaşlı çalışan duymadım. Bu ücret burası için çok uçuk bir rakam. Bu arada tabii ki ticarette işler başkadır, ben size maaşlı çalışan profesyonellerden bahsediyorum, ‘beyaz yakalı’ tabir edilen insanlardan.

Burada bir diğer ayrıntı ise vergi sınıfınız. Türkiye’de iş görüşmeleri genellikle aylık net gelir üzerinden yapılır. Almanya’da ise durum biraz farklı, işverenler size yıllık brüt maaş teklifi yapıyor. Vergi kesintilerinden sonra elinize neyin kaldığı ise birden çok faktöre bağlı. Örneğin bekar ve çocuksuz çalışanlar en fazla vergi ödeyen sınıfta, net maaşı en düşük olanlar da onlar oluyor dolayısıyla. Eğer evli iseniz ve eşiniz çalışmıyorsa bir de üzerine çocuğunuz varsa ooohhhh değmeyin keyfinize 🙂 En az kesinti sizden, nette elinize en çok para sizin geçecek. Bu hesaplar için bazı internet sayfaları var, oraya bilgilerinizi girip kabaca fikir sahibi olabilirsiniz.
Ülkeye geldiğinizde kaydınızın yapıldığı devlet dairesi olan Bezirksamt’da muhakkak aile durumunuz bildirip, vergi sınıfınızı ayarlatmanız gerekmekte. Siz bildirmezseniz, onlar sizi kafalarına göre 1. sınıfa koyup fazla vergi alabiliyor. Bildirmeniz gereken başka ayrıntılar da var, örneğin Hristiyan olmadığınız gibi, sizden kilise vergisi alınmaması için.

Gelelim giderlere, bazı kaynaklara göre Almanya’nın en pahalı şehri Hamburg bazılarına göre ise Münih. Bu bilgiler ışığında bizim en pahalı şehirde yaşadığımızı varsayabilirsiniz. Yani Hamburg haricindeki şehirlerde ekonomik olarak daha rahat yaşamanız mümkün. Artık kıyası siz yaparsınız.
Kalem kalem inceleyecek olursak (veriler 2 kişilik bir aile içindir):

  1. En temel gider; ev kirası ve aylık düzenli giden masraflar: Şehrin en merkezinde oturacağım, efendim ben yürüyerek Alster gölüne gitmek istiyorum, kahvemi illa ki merkezde içerim diyorsanız, inanılmaz merkezi yerlerde 50m² civarı hoş tatlı evler (ayrıntı için Hamburg’da ev bulma macerası yazıma bakın) + tüm ek giderler (elektrik, su, internet, ısınma, apartman giderleri) yaklaşık 1000 Euro civarında.
  2. Ulaşım: Hamburg’da ulaşım görece olarak pahalı, fakat toplu taşıma gelişmiş durumda. İnsanlar çoğunlukla bisiklet kullanıyor, çünkü ücretsiz ve mükemmel bisiklet yolları var. Ama diyorsanız ki ben illa toplu taşıma kullanacağım, metro gerekli, aylık abonman kartı ücreti ortalama kişi başı 60-80€ civarında (kapsama alanı iş görür düzeyde olanlar). Ayrıca bazı şirketler çalışanlarına ulaşım kartının ücretini veya bir kısmını ödüyor.
  3. Mutfak masrafları: İşte bu beni en şaşırtan ve sevindiren şeydi. Çoğu kez ellerime kollarıma sığmayacak kadar malzeme alıp (ki içinde et, tavuk ya da balık da oluyor çoğunlukla), kasadan 30€’dan fazla vermeden çıkmak. Gerçekten paranın alım gücü çok yüksek. Lütfen bunun hesabını yaparken TL’ye çevirip “ee aynı” demeyin. Yapmanız gereken yüzde olarak bakmak (maaşınızın yüzde kaçını markete bırakıyorsunuz?). Yani ortalama aylık 150€ ile mutfak çiçek gibi olur bence.
  4. Temizlik ürünleri: Buna ayrı başlık açmak istedim çünkü ben Türkiye’de belki de en çok temizlik ürünlerine para veriyordum. Çamaşır tozu, bulaşık tozu, çamaşır suyu ( ennnn sevdiğim 🙂 ), kişisel temizlik ürünleri vs. Abartmıyorum burada ortalama ayda 10€ ancak veriyorum. O kadar uygun ki fiyatlar, ben bazen abartıp 3 çeşit camsil falan alıyorum (“aaaa 1,69€ neymiş ya, bir de bundan alayım” 🙂 ).
  5. Benim için önemli bir gider olan başka bir başlık ise dil kursu eğitimi: Burada geniş bir aralık var, çünkü kaliteye ve aylık ders saatine göre ücret değişiyor. Ama ortalama bir dil kursunun aylık ücreti kişi başı 300€ civarı. Kaç ay gideceksiniz, her ay düzenli mi yoksa aralıklarla mı, ne kadar kaliteli vb. sebepler yüzünden bu uzun bir başlık. Talep gelirse başka yazıda daha ayrıntılı açıklamaya çalışırım.
  6. Dışarıda yeme/içme: Bu başlık biraz zor bir konu, çünkü çok göreceli. Belki de kendi üzerimizden anlatmak en kolayı olacak. Biz haftada en az 2 kere yani ayda ortalama 8 kez dışarıda yiyip içiyoruz. Bazen basit restoranlarda, bazen de görece daha şık mekanlarda. Ortalama giderimiz aylık 200-250€ civarı (2 kişi için). Belki bazılarınıza bu çok sık, bazılarınıza da az gelebilir. Kendinize göre oranlayabilirsiniz.

Biraz da şımaralım mı ? 🙂

  • Gezi: Arkadaşlar ben biraz fazla geziyorum, bunu kabul ediyorum tamam 🙂 Bazen çift olarak bazen de arkadaşlarımla (yani aile bütçesinde tek kişilik masraf). Eğer diğer Avrupa ülkelerine seyahat etmekse niyetiniz, ne yazık ki buna bir ortalama veremeyeceğim. Çünkü gittiğiniz ülkeye göre işler çok değişiyor. Örneğin İsviçre ya da kuzey Avrupa ülkeleri (İskandinavya) çok pahalı iken, Orta Avrupa (Çek cumhuriyeti, Macaristan vs) çok daha uygun oluyor. Amaaaa üzülmeyin neticede artık Euro kazanıyorsunuz, TL’ye benzemez 🙂 Fakat ülke içinde yakın şehirler, kasabalar, hafta sonları minik kaçamaklar, günü birlik geziler bütçeyi pek zorlamıyor. 2 haftada bir minik bir günübirlik gezi düşünürsek, ulaşım yeme dahil kişi başı yaklaşık 50-100€ arası oynamakta.

Bitti mi? Hımmm zannediyorum bitti. Şu an aklıma gelen başka bir durum yok. Olursa sonra ekleyebiliriz. Hadi toparlayalım 🙂

Eveeett yaklaşık 2 kişilik çekirdek aileniz 2000 Euro’ya gezmeli, yemeli içmeli, kurslu falan misler gibi yaşıyor eyyy insanlık 🙂 Hele bir de çift maaşsa tadından yenmez, gelsin Spar’lar (Almanca’da birikim demek).

Sparen’ benim buraya gelmeden hemen önce öğrendiğim ilk Almanca kelimeydi desem dalga geçer misiniz? 🙂 Hikayesi de çok komik: Babamın Alamancı arkadaşlarından bir amcayla oturduk, dedik ki “Amca bize şu para teklif edildi ama yeter mi bilemedik?” Amcanın gözü döndü, ee tabi o 60’lı yıllarda gelen işçi göçü dalgasına dahil, adamcağız hep asgari ücretle çalışıp evini arabasını biriktire biriktire almış. Dedi “Aman kızım tabii kabul edin, biz iki kişi alamıyorduk onu, çarçur da etmeyin, spar yapın” 🙂 İşte ilk kelimemiz bu yüzden Alamancı amcadan ‘spar’ 🙂

Son olarak ortalama beyaz yakalı maaşı 2000 euro’nun biraz üzerinde. Yani hadi yine iyisiniz tek kişi de çalışıyor olsa sparen’e paranız kalıyor 🙂

Aklıma gelmeyen, eksik kalan ve merek ettiğiniz giderler olduysa lütfen yorumlayın veya mesaj atın, cevaplamaya çalışayım.

Herkese kucak dolusu sevgiler…

20 Comments

  1. ÖzgeBB

    5 Ağustos 2018 at 17:08

    Merhabaa… “Hayatın sizi götürdügü yere gidin mutluluk peşinizden gelecektir.” diye bir söz vardı. Sizin için de böyle olmasını dilerim. Bahsetmediğin ve benim merak ettiğim konu “sağlık sistemi”. Dil kursu hakkında biraz daha bilgi verirsen sevinirim. Bir diger konu turkiye ile iletişimi nasıl yapıyorsunuz?
    Son olarak nice yıllar ve mutlu yaşlar diliyorummm:)

  2. Fatma

    5 Ağustos 2018 at 17:31

    Aydınlatıcı bir yazı olmuş Dilan😊👏

    1. dilanonder

      5 Ağustos 2018 at 17:38

      Teşekkür ediyorum efendim, beğenmenize memnun oldum 🙂

  3. dilanonder

    5 Ağustos 2018 at 17:35

    Çok teşekkür ediyorum Özgecan 🙂 Sağlık sistemi burada çok seri ve sistemli işliyor. Bir çok Alman gibi bizde devletin desteklediği en büyük sigorta olan TK’dan yararlanıyoruz, ülkeye girişimizden hemen sonra elimize sağlık kartlarımız ulaştı. Herhangi bir sağlık probleminde kartınla beraber kliniğe gidip ücretsiz muayene oluyorsun. Fark alınan yerler var, örneğin diş tedavisi gibi. Ama genelde kapsamlı bir sigorta. Daha sonra Türkiye’deki gibi eczaneden doktorun reçete ettiği ilaçlarını satın alabiliyorsun. Burada genelde bir çok ilaç reçetesiz verilmiyor. Dil kursu konusunda da dediğim gibi yelpaze geniş, kabaca söylemek gerekirse bizim okullarda aldığımız dil eğitiminden biraz farklı. Sınıfta sadece Almanca konuşuluyor. Fakat kaygı etmeye gerek yok, öğretmenlerin tiyatral becerileri çok yüksek, sıfırdan yavaş yavaş seni işin içine çekiyorlar. Son olarak biz iletişimi internet üzerinden sağlıyoruz. Whatsapp, facetime vb uygulamalarla. Alman hattı kullanıyoruz, şu ana kadar da ciddi bir sorun yaşamadık. Ayrıca karşının interneti yoksa Skype’a para yükleyip, onun üzerinden de normal hat arama şansın var, çok daha uygun ücrete. Sevgiler …

  4. Kadir

    6 Ağustos 2018 at 01:16

    Aydınlatıcı ve güzel yazınız için teşekkür ederiz.

    1. dilanonder

      6 Ağustos 2018 at 09:32

      Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim 😊

  5. Arin

    7 Ekim 2018 at 16:14

    Valla çok güzel oldu bu yazı , yarın bir iş görüşmesi konuşması yapacağım kafamda hiç bir fiyat vs yoktu teşekkürler , artık olumlu okursa haberleşiriz bilgi almak için 🙂

    1. dilanonder

      8 Ekim 2018 at 16:36

      Umarım herşey gönlünüzce olur, istediğiniz zaman yazabilirsiniz. Bol şanslar 😊

      1. Merve

        21 Kasım 2018 at 14:54

        Merhabalar, gitmek için denklik almanız gerekti mi bende gitmek istiyorum ve denklik almam gerekiyir,süreç hakkında bilginiz var mı

        1. dilanonder

          21 Kasım 2018 at 20:58

          Merhabalar, öncelikle cevap verebilmem için işinizin ne olduğunu bilmem gerekiyor?

          1. Merve

            15 Aralık 2018 at 17:53

            Fizyoterapistim ve denklik almam gerektiğini öğrendim. Essen şehrinde çalışma fırsatım olacak eğer gidebilirsem. Siz tavsiye edermisiniz

  6. Ped.Fzt

    12 Ekim 2018 at 13:25

    Burada Tl olarak oldukça fazla ‘Sparen’ yapabilirken orada neredeyse hiç yapamayacak şartlara ve Türkiyeye geri dönme sözü vererek gelmek (ylsy gibi) ne kadar mantıklı olur acaba?? Karar vermek çok zor 🙂 Bağımsız iş bulup gelmek de zor araştırıyoruz ama pek bir şey çıkmadı, biz de bir fzt bir mühendisiz. Geri dönmeyi düşünüyor musunuz? Yazılarını okuyorum fikir edinmek için, sevgiler.

    1. dilanonder

      12 Ekim 2018 at 13:50

      Tl’nin son 1 senedeki değer kaybı düşünüldüğünde orada yapılan birikimin çok da anlamı olmuyor diye düşünüyorum ama bu benim fikrim tabii. Bir de öncelikler meselesi esasen bu iş. Sizin için ne önemli hayatta? İş-yaşam dengesi örneğin. Kazandığınız parayı harcayacak vaktiniz ve enerjiniz kalıyor mu mesela? Kolay bir karar asla değil. Herkes çıkmalı da asla demiyorum. Kendi önceliklerinizi ve beklentilerinizi en iyi yine siz değerlendirirsiniz. Sevgiler… 🙂

  7. Merve

    15 Aralık 2018 at 17:54

    Fizyoterapistim ve denklik almam gerektiğini öğrendim. Essen şehrinde çalışma fırsatım olacak eğer gidebilirsem. Siz tavsiye edermisiniz

    1. dilanonder

      18 Aralık 2018 at 16:54

      Merhabalar, Essen şehrinden hiç bulunmadım ve ne yazık ki bilgi sahibi değilim. Ama genel olarak çalışma ve yaşam koşulları Türkiye şartlarından oldukça iyi. Sevgiler…

    2. Selin çoban

      14 Ocak 2019 at 00:01

      Merve hanım merhaba denklik alabildiniz mı acaba teşekkürler.. selincoban24@gmail.com mail atabilirsiniz sevinirim bende Almanya’dayim bu konuyu araştırıyorum teşekkürler..

      1. Büşra

        3 Şubat 2019 at 15:27

        Almanyada denklik alabilme yolunu öğrenmek istiyorum yardımcı olırmusunuz busraerdogann1996@gmail.com

  8. Fztayse

    25 Ocak 2019 at 23:49

    Selin hanım siz çalışıyormuşsunuz almnyada

  9. ayse aysel

    30 Mayıs 2019 at 15:20

    MERHABALAR
    Açıklayıcı bilgiler için teşekkürler. ben evliyim ve bir çocuğum var. mesleğimde denklik ve dil sertifikası alırsam iş bulabiliyorum çok rahat. Fakat dili tr den halletmek çok zor. Oraya gelip dil okuluna kayıt olsam; 1. si kaç ay gerekir B2 seviye için. ‘.si ben dil kursunda iken eşime çalışma izni ve çocuğuma devlet okulu imkanım oluyor mu?

    1. dilanonder

      30 Mayıs 2019 at 16:25

      Merhaba,
      Lütfen dil kursu sorularınız için son yazımı kontrol edin.Eşinizin çalışma iznini (mesleği nedir onu bile bilmiyorum) takdir edersiniz ki bilemem. Çocuklar için de eyalete bağlı olmak koşuluyla ortalama 2 yaşından sonra devlet kreşleri imkanı var.

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.