Korona günlerinde fizyoterapi denkliği

Merhaba sevgili Almanya’da çalışma hayalleri kuran meslektaşlarım.

Yakın zamanda sizlere yardımcı olabileceğini düşündüğüm bir süreç yaşadım ve ayrıntılarını unutmadan yazıya dökmek istedim.

Diğer yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır ki, Almanya’ya taşınalı neredeyse 3 sene olacak. İlk yılın yarısını bazı sebeplerden dolayı Türkiye’de geçirmek durumunda kaldım. Daha sonra düzenimizi kurunca Almanca kursuna başladım. B2 seviyesini bitirmem (Fizyoterapist denkliği için istenen minimum seviye) yaklaşık 1 senemi aldı.
Tam “dili hallettik denkliğe bakalım” derken ciddi bir motivasyon kaybı yaşadım. Bu durumun sebepleri denklik sürecinin aşırı meşakkatli olduğunu kavramış olmam ve tüm bu uğraşın sonucunda edineceğimiz mali kazancın (karı-koca çalışma sonucu vergi kesintileriyle) benim hiç çalışmamamla neredeyse aynı kapıya çıktığını idrak etmemdi.

Başka bir iş mi yapsam, dükkan mı açsam (tüm alamancı Türkler gibi 🙂 ) derken Arbeitsagentur’a (buradaki iş bulma kurumu gibi bişey) uğramaya karar verdim.
Randevumu aldım ve oturduğum semtteki ofise görüşmeye gittim. Kendimi ve mesleğimi tanıttıktan sonra benimle ilgilenen tatlı hanımefendinin çılgın heyecanına tanık oldum. Bana Hamburg eyaletinde deliler gibi Fizyoterapist ihtiyaçlarının olduğunu, kendi işimi yapmamın çok kıymetli olduğunu, ancak kendi işimi yapmaya karar verirsem beni destekleyebileceklerini açıkladı (o sırada “ya ben bir dükkan açsam” kısmına ikna etmeye calışıyordum 🙂 ). Sonra tüm evraklarımı Almanca’ya çevirtip beni sağlıkla ilgili denklik merkezine yönlendirdi. Bu arada çeviri ücretlerini dahi ödediler (var olsun alman Devleti 🙂 ). Çevirilerimi alıp denklik merkezine gittim ve evraklarımı teslim ettim. Bana döneceklerini söylediler.

Bir süre sonra beni tekrar belgelerimin orjinalleri ile denklik merkezine çağırdılar. İnanılmaz tatlı başka bir ablamız belgelerimin orjinallerini inceledi ve onayladı. Tek eksiğim Almanca dil sertifikasıydı (B2 kursunu bitirmiştim ama TELC ya da Goethe Enstitüsünün sınavına girip de sertifika almamıştım). Bana lütfen süreç devam ederken bunu da halledin dediler. Ve beni “Anpassungsqualifizierung (APQ) in der Physiotherapie” için bir üniversite hastanesinin fizyoterapi birimine yönlendirdiler.

Nedir bu APQ? (Hadi yine iyisiniz, benim anlamam bayağı sürmüştü 🙂 ).
Hamburg eyaletinin düzenlediği bir çeşit denklik için uyum programı. Bunu geçmeden denklik verilmiyor. Yaklaşık 5-6 kişiden oluşan, içerisinde fizyoterapistlerin, Almanca dil eğitmenlerinin, psikologların, pedegogların olduğu bir ekip. Bu ekip sizi önce inceleyip, sonra Almanya’da fizyoterapist olmaya hazırlıyor. Hangi konularda destek alacaksınız, kaç ay staj yapacaksınız (genelde ortalama 6 ay), nerelerde yapacaksınız vs.

APQ’dan bu dünyaya sanki bana yardımcı olmak için gelmiş bir beyefendi maille ulaştı ve dedi ki “Dilan hanım, süreci başlatmamız için hastanemizde yapılacak Kennenlerntag‘a davetlisiniz”.
Dedim nedir bu “Kennenlerntag“? O da bana durumu güzelce açıklayan bir mail attı. Benim gibi, dünyanın farklı yerlerinden gelerek denklik almaya çalışan fizyoterapistlerle beraber, oraya gidip kendimizi tanıtacaktık. Bu kurulun önünde (bize öncesinde yollanan rastgele bir hasta dosyası ile ilgili) değerlendirme ve tedavi planlayacaktık. Onlar da bizi çapraz sorguya çekecek, minik sürprizli sınavlar yapacak ve tabiri caizse mesleki ağırlığımızı tartacaklardı. Stresssssssss!
Full panik ile ne yapacağımı düşünmeye başladım. Ana dilim olmayan bir dilde, kurul önünde, bir çeşit bitirme sınavı (meslektaşlarım bilir 🙂 ) !
Hadi Dilan dedim, madem girdin bu yola, getir devamını. Ama tamamen kişisel bazı sebepler ile süreci dondurmak zorunda kaldım (valla korkumdan değil 🙂 ) ve Türkiye’yi ziyaret etmem gerekiyordu (tamamen zamanlama hatası).
Kibar beyefendiye durumu açıklayan bir mail atıp Türkiye dönüşü devam edebilir miyim diye rica ettim. Kendisi de bu “Kennenlerntag”ı neredeyse 2 ayda bir yaptıklarını ve dönünce iletişime geçmemi söyledi. Ben Türkiyeye geldim <dı dı dımmmm> ve Korona günleri başladıııı.

Tüm dünyayı etkilediği gibi beni de etkiledi ve ben Türkiye’de mahsur kaldım. Neyse ki yabancı yer değil :). Tam “artık bu iş seneye kaldı, şansıma tüküreyim” derken, bir gün bir mail aldım ve bu süper kahramanım beyefendi demesin mi “Dilan Hanım Corona’dan dolayı “Kennenlerntag”ları da online yapıyoruz, ordan katılmak ister misiniz?”.
Ayy istemez miyim, senin kibarlığını severim dedim (içimden tabii 🙂 ).
Kendisi bana iki hasta dosyası yolladı ve birisini seçmemi rica etti. Bir tanesi total diz endoprotezi sonrası FTR, diğeri KOAH; Gold 3 ile Pulmoner Rahbilitasyon. Ben KOAH’ı seçtim ve bir sunum hazırladım.

Online “Kennenlerntag” günü gelmişti. Benimle beraber denklik almaya çalışan 4 fizyoterapist, 4 kişilik uzman kurul karşısında sırayla kendimizi tanıtmaya başladık. Bize geçmişimiz, geldiğimiz ülkedeki eğitim ve deneyimlerimiz, iş hayatımız, şu an nerede ikamet ettiğimiz, kalıcı oturumumuzun olup olmadığı, dil seviyemiz, hangi kursları aldığımız vb. sorular soruldu. İkinci aşamada bize o anda çoktan seçmeli bir sınav yollandı: Neredeyse tamamı anatomi sorularından oluşuyordu, bir iki tane de fizyoloji ve biyomekanik. Çözdükten sonra bize bir Almanca hasta bilgilendirme yazısı yazdırdılar. Bir ara verdik ve sonrasında bizleri tek tek oturuma alarak sunum yaptırdılar. Bu sırada beni heyecanlanmamam konusunda çok motive ettiler. KOAH’ı oldukça ayrıntılı anlatmamı istediler. Semptomlarını ve semptomları nasıl değerlendirmem gerektiğini, Borg skalasını, 6 dakika yürüme testini, sekresyon değerlendirmeyi sordular. Tedavimin amaçlarını ve bu amaçlara nasıl ulaşmayı planladığımı, örnek tedavi protokolümü, etkin öksürük nedir / nasıl öğretilir / neden önemlidir’i açıklamamı istediler. Arada diğer solunum sistemi hastalıkları ile ilgili bazı sorular da geldi (kistik fibrozis gibi) ve sunumu tamamladım.

Çok beğendiler ve mesleki olarak gayet yeterli bulduklarını söylediler. Almanca dil eğitmeni de konuşmamı akıcı ve anlaşılır buldu. Normalde B2 sertifikası olmadan sürece başlanmıyor ama sizin eğitim almanıza yeterli dil beceriniz var, eğitim bitmeden getirirsiniz sertifikayı, şu anda başlamanıza engel değil dedi. Bu arada kendisi de bir kaç soru sordu, zannediyorum Almancamı ölçmek için, sohbet gibi sorular; Almanya’daki hayatım, Türkiye’deki hayatım vs ile ilgili.
Ve sona geldik, inanamıyorum ama başarmıştım :). Bana istediğim zaman programa başlayabileceğimi söylediler. Ben de şu an için Türkiye’de kaldığımı ve döner dönmez iletişime geçeceğimi belirttim.

Son olarak programın nasıl ilerleyeceğini açıkladılar. İlk iki haftamızın bilgilendirme seminerleri olacağını, daha sonra haftada bir gün teorik, 4 gün (günde 6 saat) pratik dersler yapacağımızı söylediler. Ortalama 4-8 ay sürdüğünü, bu sürenin tamamen kişisel beceri, öğrenme hızı ve Almanca gelişimimize bağlı uzayıp kısalabileceğini açıkladılar. Pratik uygulamaları kendilerinin olduğu üniversite hastanesinde ya da bizim bulduğumuz farklı bir klinikte yapabileceğimizi söylediler. Bu süreçte ne yazık ki bize ücret ödeyemeyeceklerini, ama istersek haftada 15 saati geçmeyecek şekilde bir iş bulup (mini job) çalışabileceğimizi belirttiler. Ve bu sürecin en sonunda bize resmi çalışma iznimizi vereceklerini ifade ettiler.

Eveeett, zorlu denklik sürecinin bir basamağını daha size açıklamış oldum sevgili meslektaşlarım. Hepimizin yolu açık olsun.

Sevgiler…

3 Comments

  1. Yaren Nur Altan

    17 Haziran 2020 at 23:40

    Merhaba Dilan Hanım,
    Öncelikle katettiğiniz aşamadan ötürü sizi tebrik ederim. Gerçekten meşakkatli bir süreç ve sizin başarınız beni de mutlu etti. Yeni mezun bir meslektaşınız olarak denklik macerasına atılmış bulunmaktayım ancak bu yolda tek başıma olduğum için birçok soru işareti ve sürecin zorluğu sebebiyle sürekli erteleme sıkıntısına düştüm.
    Ben Bremen’de çalışmak istiyorum ve de sorumlu kişiyle iletişme geçtim ve toplamam gereken belgeleri içeren bir mail attılar, ancak kendileri aşırı yoğun olduğu için bu belgeleri hazırlarken doğru mu yapıyorum acaba sorusu beni çok oyalıyor. Ayrıca belgelerimin TR de çevirisi kabul edilir mi yoksa Almanya’dan bir tercümana mı ulaşmalıyım bilemedim. Bana attıkları mailde şöyle bir ibare mevcut ; ”Für in ausländischen Sprachen verfasste Unterlagen sind Übersetzungen von einem/einer in Deutschland öffentlich bestellten und beeidigten Dolmetscher/in oder Übersetzer/in anzufertigen. Die Übersetzung muss mit dem originalsprachlichen Dokument fest verbunden sein.” Buradan yola çıkarak Almanya’da çevrilmesi gerektiği kanısına vardım ama hiç bağlantım olmadığı için çıkmaza düştüm.
    Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Nasıl bir yol izlemeliyim? Yardımcı olabilirseniz çok sevinrim 🙂
    Şimdiden teşekkürler

    1. dilanonder

      19 Haziran 2020 at 13:08

      Merhabalar,
      size verilen bilgide sanki çevirmenin Almanya’da olması gerekiyormus gibi olmuş fakat ben bunu sormustum ve bana Türkiyeden de yeminli bir tercümana ( lisanslı) yaptırabileceğimi söylemişlerdi.Sanırım sorun çıkmaz ama yine de eyalet farkını düşünmek lazım. Hamburg ve Bremen farklı şeyler istiyor da olabilir.

      Sevgiler…

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.