Dalgalar

Çok uzun zamandır klavyenin başına geçemiyorum ya da geçmiyorum. Aslında tam şu anda da yapmam gereken koca bir liste günlük işlerim var ama kendime güzel bir türk kahvesi yapıp , sadece yazmak istedim.

Bu blog bilgi alışverişi niyetiyle yazıldı. Ve size bilgi verebileceğim güncel bir dolu konu var. Almaya’da bebek sahibi olmak, Almaya’da kreşler, Fizyoterapi ile ilgili güncel değişiklikler, kalıcı oturum, vatandaşlık, Almaya’da ev almak vs vs… Ama hiç birini yapmak istemiyorum. Belki talep gelirse kendimi zorlarım tekrar topralayıp yazmak için fakat ilk defa bu sefer kendim için yazıyorum.

Arat’dan sonra çok daha duygusal ve şefkatli bir insana dönüştüm.Arat benim bebeğim , bilmeyenler için. Galiba bu bir çok kadının başına geliyor. Annelik insanı dünyada yaşıyan her canlıya karşı biraz daha şefkatle sınıyor. Hayır , hayır hiç annelik kutsaldır zırvalarına girmeyeceğim , çünkü öyle olmadığını biliyorum. Sadece hissettiğimi anlatmaya çalışıyorum.

Rusya- Ukrayna savaşı , korona, küresel iklim krizi, anadilimizin konuşulduğu ülkenin enkazı, yeni ülkemizdeki var oluş sancıları vs vs. Her sağlıklı insanın hissetmesi gerektiği gibi kendimi berbat hissediyorum. Bazen öylece Arat’a bakarken gözlerimden yaşlar akmaya başlıyor. Hatta kendime onu bu dünyaya getirerek haksızlık mı ettiğimi, bencilllik mi ettiğimi sorup duruyorum.

Gitmek hiç bir zaman temel olana çözüm olmuyor. Ekonomiye, işsizliğe, adalete çözüm olabilir. Ama bir kalbiniz varsa geride kalanı unutamıyorsunuz. Canınız yanmaya, isyan etmeye, neden diye sormaya devam ediyorsunuz. Neden bu kadar kirli bu insanlık?!

Ha bir de can havliyle kaçıp geldiğiniz yeni vatanınız var. Bir dolu problem sırtınızda. Yıllar gecse de bitmeyen yabancılığınızla…

Uzun zamandır hayatta en keyif aldığım şeyin benden başka bir insanın olmadığı doğa olduğunu farkettim. Orman yürüyüşleri, kuş sesleri, yabani geyikler, sincaplar… Tek bir insan bile görmeden doğada kalışlarım. Ancak öyle geliyorum kendime. Neyse ki Almaya’da bunun için hala bolca yer var Türkiye’nin aksine.

Karmakarışık yazdım degil mi, tam da kafamın içi gibi… Zaten umutsuz olan sizleri biraz daha dibe çekmiş bile olabilirim. Üzgünüm, ama tam olarak ihtiyacım olan bunu yazmaktı.

Aklımda yine bir film sahnesi… Adam Karadeniz kenarında , dev gibi büyük dalgalar iskeleye çarpıyor. Adamın ağzında sigarası , ıslanmış, çoktan sönmüş… Ama farkında değil, sadece denize bakıyor, uzaklara… Öyle bir his işte…

Sevgiyle kalın eğer becerebilirseniz
Dilan

Leave a Reply

Lütfen "Almanya'ya nasıl gelebilirim?" gibi yardımcı olamayacağım genel sorular veya
denklik, vize, ev bulma gibi zaten bahsettiğim konularda soru sormadan önce diğer yazıları kontrol ediniz.
Yardımcı olmaya çalışıyorum ancak cevabını 2 dakikanızı ayırarak bulabileceğiniz sorulara yanıt veremeyebilirim.